Skip links
seo-arama-motoru-optimizasyonu-nedir-marco

SEO (Search Engine Optimization) Nedir? Kapsamlı Rehber

SEO Nedir?

SEO (Search Engine Optimization) Nedir? Kapsamlı Rehber

En temelinde SEO, emek verilmiş, faydalı ve güçlü içeriklerinizi alaka düzeyi yüksek arama yapan kişilerin karşısına ilk sıralarda çıkararak organik trafik kazanma sanatıdır.

SEO (Search Engine Optimization) Nedir? Kapsamlı Rehber

Bildiğiniz üzere SEO (Search Engine Optimization) yani “Arama Motoru Optimizasyonu” dijital pazarlamada çok sık duyduğumuz bir terimdir artık, her dijital pazarlamacı hep organik trafiğin öneminden bahseder ve organik trafiğinde yararlı içerikler üreterek SEO ile en sürdürülebilir ve ölçülebilir şekilde kazanacağımızdan bahseder.

Orta ve uzun vadede sürdürülebilir organik trafik, paralı trafikten ve reklamdan daha değerli olduğu da söylenir ama neden olduğu genelde söylenilmez, veya neden SEO’yu seçmemizde genelde detaylandırılmaz.

Merak etmeyin, bu rehberimizde SEO’nun ne olduğundan, nasıl yapıldığından ve pazarlamadaki öneminden objektif bir şekilde detaylıca bahsedeceğiz ama öncelikle değinmemiz gereken önemli bir nokta var.

Neden SEO’ya İhtiyaç Duyarız

SEO ihtiyacı en temelinde internette artan rekabetten ve emek verilen faydalı, güçlü, “doğru” içeriklerin alakalı arama yapan kişilerin karşılarına ilk sıralarda çıkarılarak (ilk 3 sıralama) tıklanmasını ve kişinin en doğru bilgiyi almasını sağlamak için ortaya çıkmıştır.

Kafanızda oturması için biraz SEO’nun tarihinden bahsedelim.

Ne kadar doğru olduğu bilinmesede SEO’nun gerekliliği ve terimi ünlü rock grubu Jefferson Starship’in menajerinin 1997 yılının sonlarına doğru kendi rock gruplarının web sitelerini kurduktan sonra “Neden bizim web sitemiz ilk sayfada 1. sırada değilde 4. sayfada random bir sırada çıkıyor?” gibi çok anlamlı bir soru sormakla başlayıp bu sitemi hayranlarına da bildirmesiyle başladı.

Daha sonrasında aynı problem 1997 yılının şubat aylarında Multimedia Marketing Group kurucusu John Audette tarafından araştırılıyor ve artık bu problemin adı koyuluyor işte karşınızda “Search Engine Optimization” yada “Arama Motoru Optimizasyonu”

İlk web sitesinin 1991 yılında Tim Berners-Lee tarafından, İsveç Alp Dağları’ndaki laboratuvarında kurulumundan 6 yıl sonra insanların arama motorlarını keşfetmesiyle, içerik üretmesiyle ve alışkanlıklarını yavaş yavaş “internet aracılığıyla bilgi de bulunabiliyormuş” keşfinden sonra “iyi, faydalı içerik” ve “kötü, faydasız içerik” ayrımı başladı, çünkü internet herkese açıktı ve herkes istediği her şeyi üretebilecek durumdaydı.

Bu yapay seçilim SEO’nun icadını zorunlu kıldı, bunu  güçlü içeriklerin zayıf içerikleri eleyerek ön plana çıkmaya çalıştığı yapay bir ekosistem olarak da düşünebiliriz çünkü yararsız içerik hem okuyucunun hem de arama motorlarının hoşlanmadığı tepkiler doğurmaktaydı.

SEO’nun tarihini detaylı olarak rehberimizin en sonuna koyduk, devamı için okumaya devam edebilirsiniz.

Google Devrimi

Dönemin devi Yahoo 2000 yılında, arama motoru tarihinin en kötü stratejik hamlesini yaptı ve Google ile ortaklık kurarak organik sonuçlarını Inktomi yerine Google’ın sağlamasına izin verdi.

Yahoo’nun bu stratejik felaketinden önce Google çok az bilinen bir arama motoruydu, hatta neredeyse kimse bilmiyordu.

bu hata her Yahoo’dan yapılan tüm arama sonuçlarında “Google tarafından desteklenmektedir” yazısına yer verilmesi demekti ve Yahoo, en büyük rakibini dünyaya tanıttı ve Google herkesin bildiği bir isim haline geldi.

Bu noktaya kadar, arama motorları siteleri çoğunlukla sayfa içeriği, alan adları, yukarıda bahsedilen dizinlerde listelenme yeteneği ve temel site yapısı (breadcrumbing) temelinde sıralıyordu.

Ancak Google’ın web tarayıcısı ve yeni geliştirdiği PageRank algoritması, arama motoru camiasında devrim niteliğindeydi.

Google rakiplerinden farklı olarak, hem sayfa içi hem de sayfa dışı faktörleri inceledi – bir web sitesine yönlendiren harici bağlantıların miktarı ve kalitesi (ayrıca kullanılan bağlantı metni).

Temel mantığı çok basitti “eğer insanlar sizden çok bahsediyorsa önemli birisinizdir” şeklindeydi.

Google bunu bağlantılar ile dengelemeye çalışsa da, genel sıralama algoritmasının yalnızca bir bileşeniydi, SEO uzmanları bağlantıları en önemli faktör olarak gördü ve bağlantı oluşturma adında bir alt sektör ortaya çıktı.

Sonraki on yıl içinde, daha üst sıralarda yer almak umuduyla mümkün olduğunca çok sayıda bağlantı elde etme yarışı başladı.

Bağlantılar, Google’ın önümüzdeki yıllarda ele almak zorunda kalacağı, aşırı derecede kötüye kullanılan bir taktik haline geldi.

Yine 2000 yılında, Google Toolbar Internet Explorer’da kullanılabilir hale geldi ve SEO uzmanlarının PageRank puanlarını (0-10 arasında bir sayı) görmelerini sağladı.

Bu, istenmeyen bağlantı değişimi taleplerinin e-posta ile gönderildiği bir dönemi başlattı.

Böylece PageRank ile Google, bağlantılarına bir değer ölçütü getirmiş oldu. Tıpkı bugün domain otoritesinin kötüye kullanılması gibi.

Google’ın organik sonuçları, 2000 yılından itibaren AdWords reklamları ile de desteklenmeye başladı.

Bu ücretli arama reklamları, Google’ın doğal (yani ücretsiz) sonuçlarının üstünde, altında ve sağında görünmeye başladı.

Bu arada, 2000 yılında bir grup webmaster, Londra’daki bir barda gayri resmi olarak bir araya gelerek SEO ile ilgili her türlü bilgiyi paylaşmaya başladı bu gayri resmi toplantı, sonunda bugün hala devam eden büyük bir arama konferansı serisi olan Pubcon’a dönüştü.

Önümüzdeki aylarda ve yıllarda, SEO dünyası aylık Google Dance’e, yani Google’ın indeksini güncellediği ve bazen büyük sıralama dalgalanmalarına neden olan bir döneme alıştı.

SEO, Florida gibi güncellemelerin ardından çok daha zor hale geldi, çünkü artık sadece anahtar kelimeleri X kez tekrarlamaktan çok daha önemli hale gelmişti.

Neden SEO’ya ihtiyaç duyarızdan uzun uzadıya bahsettikten sonra gelelim en önemli meseleye, SEO nasıl yapılır?

SEO’nun Başrolü Anahtar Kelime Analizi

Yukarıda bahsettiğimiz gibi SEO’nun temel taşı kelimelerdir, biz bu kelimelere SEO’da “Anahtar Kelime” diyoruz.

Anahtar kelimeleri ve bu kelimelerin hacimlerinin araştırılmasınada SEO’nun temeli olan “Anahtar Kelime Analizi” diyoruz.

Anahtar kelime analizleri sayesinde nasıl içerik planı oluşturacağınızdan, hangi içerikleri stratejik olarak daha önemli olduğuna kadar bir çok karar mekanizmasının önünü açıyoruz.

Bu bize önümüzü görme ve berrak bir strateji oluşturma avantajı sağlıyor

Peki doğru anahtar kelimeleri nasıl bulacağız?

Bu konuda elimizde birçok anahtar kelime analizi araçları bulunmakta.

Google’ın kendi analiz aracı olan “Anahtar Kelime Planlayıcı (Keyword Planner) en iyi ücretsiz ve tercih edilebilir araçlardan biridir, kesin bir arama hacmi sunmasa bile değerli bir ortalama sunar.

Bu arada belirtmeden geçmeyelim, hiç bir anahtar kelime analiz aracı en doğru veriyi vermez, en yakın veya olası veriyi sağlar yani elbette hepsinde hata payı bulunmakta. 

Google’ın kendi araçları dışında ücretli ve güçlü alternatiflerimizde mevcut, Keyword Research, Ubersuggest, Keyword Finder gibi ücretli araçlar da kullanabilirsiniz.

Tüm bunları yaptınız ve anahtar kelimelerinizi, hacimlerini araştırdınız ve bir liste çıkardınız diyelim.

Anahtar kelime analizi maalesef tek başına bir anlam ifade etmeyecektir.

Analizi yapmadan önce kafamızda net bir hedef olmalı, eğer biz bir e-ticaret firmasıysak ve elektronik cihaz satışı yapıyorsak satış yaptığımız kategorilerin bir listesini oluşturup, e-ticaret pazarında güçlü olduğuna inandığımız ürünlere ve kategorilere özelleşmeliyiz.

Örnek üzerinden ilerleyelim.

Güçlü olduğumuz kategorilerden birisi telefonsa ve o kategoride en güçlü olan telefona da IPhone 21 diyelim 

Biz eğer sadece “Telefon” kelimesini araştırıp ona göre kategorilerimize içerikler yüklediysek hata yapmışız demektir. Bunun yerine

“IPhone 21 Teknik Özellikleri”
“IPhone 21 satın al”
“IPhone 21 fiyatları”

benzeri anahtar kelimere odaklanırsak ve anahtar kelimelerimizi bu kelimelere göre yaparsak, direkt IPhone 21 satın almak isteyen kullanıcıların önüne düşmüş oluruz,

Neden “Telefon” kelimesi değilde “IPhone 21” kelimesinde üst sıraya çıkmak istedik?

Çünkü en temel sebebi rekabet.

Bizim gibi binlerce telefon satıcısı olacak ve hepsi aynı şekilde yükselmeye çalışacak, bizim aradan sıyrılıp, genelde birbirini bitiren bu rekabetten uzak durmamız daha sağlıklı olacaktır.

Elbette telefon kelimesine odaklanırsak ve üzerine çok emek verirsek o kelime de üst sıralara oynayabiliriz ama bu hem yıllar sürer hem bizim için daha maliyetli olur.

Bizde işletmemiz için ne en kârlıysa onu seçmemiz gerekir.

Bu nedenle sektörümüzde özelleşmek daha önemli.

Peki nasıl özelleşeceğiz? ve neye göre en doğrusuna karar vereceğiz? Konu hakkında Pazar Araştırması ve Pazarlama Karması (4P) yazımıza göz atabilirsiniz.

Konumuza geri dönelim, buraya kadar geldiysek değinmemiz gereken bir diğer önemli nokta uzun kuyruklu anahtar kelimelerdir.

Uzun Kuyruklu Anahtar Kelimeler (Long Tail)

long-tail-kelime-marco

Uzun kuyruklu anahtar kelimeler diğer ana akım kelimelere göre daha az aranan ama kullanıcının arama niyetini en iyi yansıtan kelimelerdir, üstelik ana akım kelimelere göre rekabeti de daha azdır.

Örneğin;

Amazon “kahve makinesi” kelimesinden trafiğini alıyor, evet.

Ama asıl dönüşümü “delonghi espresso makinesi önerisi” ya da “soğuk kahve için en iyi makine” gibi spesifik, niyet ön planda olan aramalar getirir.

Yani küçük görünen bu aramalar, toplamda büyük bir trafik ağı örer.

Bu sebeple sadece hacim olarak yüksek olan kelimelere odaklanmaktansa, daha kullanıcının arama niyetine odaklı anahtar kelimeleri stratejimize eklemek akıllıca olacaktır.

Kaynak: Moz

long-tail-anahtar-kelimeler-marco-pazarlama

Yukarıdaki tabloda belirtildiği üzere google’da yapılan aramaların %70’i uzun kuyruklu anahtar kelimelerden gelmekte.

Popüler ve direkt anahtar kelime aramalarını genelde arama amacını tam belirleyememiş veya çoğunlukla genel bilgi almak amaçlı arama yapan kullanıcılar yapmakta, 

Uzun kuyruklu anahtar kelimeleri nasıl belirleriz?

  • Rekabeti inceleme: SEOQuake, Semrush gibi araçlarla anahtar kelimelerin rekabet düzeyini inceleyerek, hangi kelimelerde daha kolay sıralama elde edebileceğinizi belirleyebilirsiniz.

Arama hacimlerini analiz etme: Belirlediğiniz kelimelerin aylık arama hacimlerini ölçerek potansiyel trafiği görebilirsiniz.

Arama Hacminin Stratejik Kullanımı

Artık siteniz için alakalı arama terimlerini ve bunların karşılık gelen arama hacimlerini keşfettiğinize göre, rakiplerinizi inceleyerek ve aramaların mevsim veya konuma göre nasıl farklılık gösterebileceğini belirleyerek daha da stratejik bir yaklaşım sergileyebilirsiniz.

Nasıl stratejiler geliştirilebilir?

Rekabete Göre Anahtar Kelimeler

Muhtemelen anahtar kelime listeniz çok kabarık olacaktır. Hangisine nasıl öncelik vereceğinizi rakiplerinizin sıralamalarda olmadığı yüksek hacimli kelimeleri derleyerek belirleyebilirsiniz.

Öte yandan, listenizdeki anahtar kelimelerden rakiplerinizin halihazırda sıralamada yer aldığı kelimeleri belirleyip bunlara öncelik verebilirsiniz.

İlk seçenek, rakiplerinizin kaçırdığı fırsatlardan ve açığından yararlanmak istediğinizde harikadır, 

ikincisi ise rakiplerinizin halihazırda iyi performans gösterdiği anahtar kelimeler için rekabet etmenizi sağlayan agresif bir stratejidir.

Dönemsel Anahtar Kelimeler

Dönemsel trendleri bilmek, içerik stratejisi belirlemede büyük avantaj sağlar.

Kırtasiye sektöründeyseniz, okul açılış döneminde fiziksel mağazanız nasıl doluyor ve yoğunluk oluşuyorsa aynı yoğunluğun kat kat fazlası Google arama hacimlerinin artışında  oluyor. 

Okulların açılışından minimum 4-5 ay önce kırtasiye ürünlerinizde SEO çalışmasına başlarsanız artacak olan satış potansiyeline siz bile inanamıyor olacaksınız 🙂

Bölgesel, Yerel Anahtar Kelimeler

Google Anahtar Kelime Planlayıcı’da anahtar kelime araştırmanızı belirli şehirler, ilçeler veya bölgelerle sınırlandırarak, belirli bir konumu daha stratejik bir şekilde hedefleyebilirsiniz. Ayrıca Google Trends üzerinden “alt bölgeye göre ilgi”yi inceleyerek, kelimelerin bölgesel popülaritesini analiz edebilirsiniz.

Bu tür coğrafi odaklı araştırmalar, içeriğinizin yerel hedef kitlenizle çok daha alakalı olmasını sağlar. Çünkü Türkiye’de dahi aynı ürün veya hizmet için kullanılan kelimeler bölgeden bölgeye değişebilir.

Örneğin:

  • İstanbul’da insanlar “çilingir” kelimesini ararken, Ankara’da aynı hizmet “anahtarcı” olarak aranabilir.

  • Ege bölgesinde “klima servisi” ifadesi yaygınken, Doğu Anadolu’da kullanıcılar daha çok “klima tamiri” aramasını yapar.

  • İzmir’de “börekçi” popüler bir arama terimiyken, İç Anadolu’da aynı iş için “yufkacı” kelimesi tercih edilir.

  • Karadeniz’de “pide salonu” aramaları öne çıkarken, Akdeniz’de kullanıcılar genellikle “lahmacun salonu” veya “fırın” arar.

  • Marmara bölgesinde “nakliyat” kelimesi yaygınken, Akdeniz’de aynı hizmet “ev taşıma” şeklinde aratılır.

Kullanıcı “Arama Niyeti ” Nedir?

Arama niyeti (Search Intent), bir kullanıcının Google’da veya başka bir arama motorunda yaptığı sorgunun asıl amacıdır.

Yani kişi o aramayı yaparken neyi öğrenmek, nereye ulaşmak veya neyi satın almak istiyor bunu ifade eder.

Binlerce olası arama türü olsa da, beş ana arama niyeti kategorisine daha yakından bakalım:

  • Bilgi Amaçlı Sorgular(Informational Queries): Arama yapan kişinin, bir rock grubunun üyelerinin adı veya Ankara’da bulunan Atakule’nin yüksekliği gibi bilgilere ihtiyaç duyduğu sorgulardır. için değil, 
tarantino-bilgi-alma-amaçlı
  • Navigasyonel Sorgular (Navigational Queries): Kullanıcının internette belirli bir siteye veya sayfaya gitmek istediği aramalardır. Yani kişi Google’ı bilgi bulmak amacıyla değil, bir araç olarak kullanır.
marco-pazarlama
  • İşlemsel Sorgular (Transactional Queries), kullanıcının bir eylem gerçekleştirmek istediği aramalardır. Yani kişi bu aramayı bilgi edinmek için değil, bir şey yapmak veya satın almak için yapar.
  • Ticari Amaçlı Sorgular (Commercial Queries): kullanıcının henüz satın alma kararı vermediği ama seçenekleri karşılaştırdığı aramalardır.

    Bu tür sorgularda amaç, ürünleri veya hizmetleri inceleyip, kendisine en uygun olanı bulmaktır.
  • Yerel sorgular (Local Queries), kullanıcının yakın çevresinde bir yer veya hizmet aradığı aramalardır.

    Yani kişi bir şey öğrenmek değil, yakınında bir şey bulmak ister.

Hedef kitlenizin neyi ne sıklıkla aradığını ortaya çıkarmayı öğrendiğimize göre, şimdi bir sonraki adıma geçebiliriz; Arama motorlarının ve okuyucuların seveceği web siteleri oluşturmak.

Bundan önce kısa bir şekilde Google aramalarının nasıl çalıştığından bahsetmemiz daha iyi olacaktır.

Google Aramaları Nasıl Çalışır?

Google Arama, web’i düzenli olarak tarayan ve dizinine eklemek üzere sayfalar bulan web tarayıcıları olarak bilinen yazılımları kullanan, tamamen otomatik bir arama motorudur. 

Google her web sitesi için sabit bir tarama bütçesi oluşturur.

Bu bütçe zamandır. Google tarama botları web sitelerini aramalarda göstermek için taramak zorundadır ve bu süreç Google için manuel bir süreç değildir.

Unutmayalım bu taramaya google’da ki tüm web siteleri dahildir, yani milyarlarca web sitenin sürekli taranmasından bahsediyoruz

bu tarama, indexleme ve aramalarda gösterme olarak üç aşamaya ayrılan bir süreçtir.

Bu süreç her ne kadar üç aşamaya ayrılsa da, tüm web siteleri tüm aşamaları geçecek diye bir kural yoktur.

Yani Google sayfanızı tarayabilir, ama indexlemez veya hem tarayabilir hem indexleyebilir ama aramalarda göstermeyebilir.

Bu sürecin başarıyla tamamlanmasına biz zaten arama motoru optimizasyonu diyoruz.

Şimdi süreçlerden detaylı bahsedebiliriz.

Tarama (Crawling)

Google sayfanızdaki görselleri, metinleri, videoları tarama botları ile tarar ve hafızasına kaydeder yani URL’nizi keşfeder ve kaydeder.

Googlebot (crawler) websitenizi ne sıklıkla, ne kadar süreyle ve sitede ne kadar sayfanız olduğunu algoritma ile belirler ve bunu en optimize sayfalarınıza göre önceliklendirilir.

tüm bu tarama süreçlerine rağmen google yine de keşfettiği her şeyi taramaz,

bazı adresler site sahibi tarafından manuel bir şekilde “noindex” olarak ayarlanmış veya siteye giriş yapmadan açılmayan sayfaları (site admin paneli) da google botları keşfeder ama taramaz.

Tarama sırasında Google, sayfanızı işler ve bulduğu tüm JavaScript’leri Chrome’un son sürümünü kullanarak çalıştırır. Bu, tarayıcınızın ziyaret ettiğiniz sayfaları işleme şekline benzer. 

İşleme önemli bir işlemdir, çünkü web siteleri genellikle sayfaya içerik getirmek için JavaScript’e güvenir ve işleme yapılmazsa Google bu içeriği göremeyebilir.

Tarama, Google’ın tarayıcılarının siteye erişip erişememesine bağlıdır. Googlebot’un sitelere erişirken karşılaştığı bazı yaygın sorunlar şunlardır:

  • Sitenin barındığı sunucu problemleri
  • Ağ sorunları
  • Googlebot’un sayfaya erişimini engelleyen robots.txt kuralları

Indexleme

Google sayfayı taradıktan sonra içeriğin neyle alakalı olduğunu anlamaya çalışmaktadır.

Bu aşamaya indexleme aşaması demekteyiz ve metin içeriğinin, anahtar içerik etiketlerinin ve özniteliklerinin işlenmesi içerir.

HTML etiket kullanımları, kopya içerik, görseller, videolar vb web sitesinin tüm görünen, görünmeyen içeriklerinin işlenmesi anlamına gelir.

Aramalarda Gösterme (Search Results)

Kullanıcı arama yaptığı zaman arama motoru, arama ile en alakalı ve kaliteli olan içeriği kullanıcıya göstermek amacıyla indexlenen içerikler içerisinde bir dizilim yapar, bu dizilime arama sonuçları (Search results) diyoruz.

Arama sonuçları Google’ın yüzlerce sıralama faktörü ile belirlenen bir süreçtir, detaylı bilgi için Google’ın sıralama rehberini inceleyebilirsiniz. 

ama en temel sıralama faktörlerini ele alırsak içeriklerimiz genelde bu faktörlere göre daha öncelikli sıralanır bu faktörler; Kullanıcı konumu, cihaz dili, Kullandığı cihaz (Mobil / Masaüstü / Tablet vs)

Mesela bisiklet tamiri yapmak istediğinizi google’da arattığınız zaman İstanbul yerine Paris’ten sonuçlar görmek istemezsiniz, Google bizim için bu sorunu çözmekte, sadece bununla da kalmamakta, böyle bir arama yaptığımız zaman bisiklet tamiri ile alakalı görselleri ön planda görmek istemeyiz.

Sonuçta aradığımız şey bisiklet tamircisi, görselleri değil yani arama niyetimizide Google burada dikkate almakta ve ona göre bizi arama sonuçlarında göstermekte.

Google sitenizi indexlemiş olabilir ama arama sonuçlarında göstermeyebilir bunun bazı nedenleri yukarıda belirtiklerimizin dışında bu sebeplerde olabilir;

  • Sayfadaki içerik kullanıcıların sorguları ile alakasız,
  • İçeriğin kalitesi düşük,
  • Robot meta kuralları sunumu engelliyor (robot.txt içerisinde “noindex” ayarlanmış olabilir.)

Googe’ın temel çalışma mantığını anladığımıza göre site içi optimizasyona geçebiliriz.

Site içi SEO Çalışmaları (On-Page)

Artık hedef kitlemizin arama hacimlerini ve niyetlerini anlayabildiğimize göre, okuyucuların en iyi şekilde anlayabileceği web siteleri oluşturmaya başlayabiliriz.

Site içi SEO multidisipliner çalışmaların bütünüdür. Bu söylemden neyi kastediyoruz?

İçeriğin ötesinde schema.org, HTML Tags ve meta etiketleri gibi diğer unsurlara da uzanır. Bunları bir sonraki bölümde teknik optimizasyon başlığı altında daha ayrıntılı olarak ele alacağız.

Şimdilik bunları düşünmeden sadece yazmaya başlayabiliriz.

İçerik Oluşturmak

Anahtar Kelime Araştırmanızı Uygulama Aşaması

Son bölümde, hedef kitlenizin içeriğinizi nasıl aradığını keşfetme yöntemlerini öğrendik. Şimdi, bu araştırmayı uygulamaya koyma zamanı. 

Anahtar kelime araştırmanızı uygulamak için izleyebileceğiniz basit bir şema:

  1. Anahtar kelimelerinizi inceleyin ve benzer konu ve amaçlara sahip olanları gruplandırın. Her anahtar kelime varyasyonu için ayrı sayfalar oluşturmak yerine, kelime gruplarından sayfalar oluşturmak daha sağlıklıdır.

  2. Henüz yapmadıysanız, içeriğinizin türü ve formatını belirlemek için her anahtar kelime veya anahtar kelime grubu için aramalarda karşınıza çıkan kelimeleri değerlendirebilirsiniz. Sıralamaları araştırırken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar:
    1. Görüntü veya video ağırlıklı mı?
    2. İçerik uzun mu yoksa kısa ve öz mü?
    3. İçerik listeler, madde işaretleri veya paragraflar halinde mi düzenlenmiş?

  3. Kendinize şunuda sorabilirsiniz: “Sayfamı, anahtar kelimem için şu anda sıralamada olan sayfalardan daha iyi hale getirmek için ne gibi benzersiz bir değer sunabilirim?”

Sayfa içi SEO, araştırmalarınızı hedef kitlenizin seveceği içeriğe dönüştürmenizi sağlar. 

Ancak yardımcı olmaktan çok zarar verebilecek bazı taktiklerin tuzzağına düşmemek gerekir.

Değer Düşüren Taktikler

Web içeriğiniz, arama yapanların sorularını yanıtlamak, onları sitenizde yönlendirmek ve sitenizin amacını anlamalarına yardımcı olmak için mevcut olmalıdır. 

İçeriğinizi, yalnızca aramada üst sıralarda yer almak amacıyla oluşturmamalısınız.

Sıralama, arama yapanlara yardımcı olma amacı taşıyan bir araçtır, amaç değildir.

Zayıf İçerik

Genellikle web sitelerinin farklı konularda benzersiz sayfalara sahip olması yaygın olsa da artık bu yaklaşım eskide kalmış bulunmakta sebebi ise insanların anahtar kelime spamları yaparak sürekli sayfaları çoğaltmaya çalışmasıydı

Yeni algoritma güncellemeleri ile bu sistem artık değişti.

Örnek üzerinden gidelim.

Diyelim siz bir gelinlik mağazasısınız ve “gelinlik”, “gelinlik modelleri”, “gelinlik elbiseleri” gibi neredeyse birbirine çok benzeyen sayfalar oluşturdunuz.

Bu içeriklerin hepsi zaten aynı konuları işlediğinden bu hem google için gereksiz bir içerik sayılır hem de okuyucularınız için olumsuz bir deneyim sunar.

Haliyle Google bu içerikleri cezalandırır. Peki neden?

Artık bu tür taktikler kullanıcılar için yararlı olmadığı açıkça belirtilmekte,  İnsanların bunu uzun süre yapma sebebi ise Google’ın, kelimeler ve kelime öbekleri (veya anlambilim) arasındaki ilişkileri anlamada her zaman bugün olduğu kadar iyi olmamasıydı.

Google, 2011 yılında Panda olarak bilinen güncellemesiyle bu sorunu özel olarak ele almak zorunda kaldı. 

Bu algoritma güncellemesi, düşük kaliteli sayfaları cezalandırdı ve bu da daha kaliteli sayfaların SERP’in üst sıralarında yer almasına neden oldu. 

Google, düşük kaliteli içeriği düşürme ve yüksek kaliteli içeriği yükseltme sürecini bugün de sürdürmektedir.

Yani gelinlik modelleriniz için artık detaylı, anlamlı ve okunabilir bir içerik yayınlamanız sıralamalarda iyi sonuç olmanız için gayet yeterli.

Kaynak: Moz

zayıf içerikler

Yinelenen İçerik

Adından da anlaşılacağı gibi, “yinelenen içerik” birden fazla alan adı arasında veya tek bir alan adının birden fazla sayfası arasında paylaşılan içeriği ifade eder.

“Kopyalanan” içerik ise bir adım daha ileri gider ve diğer siteden içeriği birebir almak olarak ifade edebiliriz. Sadece bazı alanları değiştirsek bile özünde bu bir kopya içeriktir ve bu google’ın en sevmediği taktiklerden biridir.

Not: Her ne kadar yinelenen içeriklere google ceza veriyormuş gibi gozüksede aslında vermez, Google bu yinelenen içerikleri fark eder ve kaynak olan içeriğin sıralamasını yükseltir (Canonical source) kopya olanları ise geri plana atar. Bu durum aslında bir ceza değil, sadece kullanıcı deneyimini artırmak için yaptığı bir durum

Kaynak: Moz

Anahtar Kelime Spamı

Eğer biri size “x anahtar kelimesini içeriğinizde 5 kere kullanmanız gerekiyor” diyorsa genelde içeriğe göre değişkenlik gösterebileceğinden bahsediyordur ya da bilmiyordur.

Burada bir kesinlik bulunmamakta bu yüzden, her işini bilen SEO’cu size içeriğe göre farklı bir anahtar kelime oranı söyleyecektir ve bu oran değişkendir.

ama çoğu insan bu kullanımı yanlış anlamakta, “anahtar kelimemi ne kadar çok kullanırsam o kadar sıralamalarda yükselirim” gibi bir algı mevcut olabiliyor.

Google sandığımız gibi işlemiyor.

Google için önemli olan oluşturduğunuz sayfanın genel kalitesi ve değeridir, anahtar kelimeleri ne kadar sık kullandığınız değildir.

İçeriğimizin toplam kelime sayısında ise herhangi bir sihirli sayı bulunmamakta, bu 300’de olabilir 1500’de olabilir, konu tamamen kullanıcının arama niyetine göre ve ne kadar detaylı bilgi almak istediğine göre değişmekte.

Önemli Site içi Optimizasyonları

Arama sonuçlarında sayfam için hangi başlık ve açıklamanın gösterileceğini nasıl kontrol ediyoruz?

Şimdi paragrafı büyütüp başlık olarak kullanıp içerik yazmaya başlayabilir miyim?

bu bölümü okuduktan sonra bu tarz soruların hepsine kapsamlı cevap bulacaksınız.

Başlık Etiketleri (Header Tags H6-H1)

Başlık etiketleri, sayfanızdaki başlıkları belirtmek için kullanılan bir HTML öğesidir. 

H1 olarak adlandırılan ana başlık etiketi, genellikle sayfanın başlığı için ayrılmıştır ve her sayfa için bir kere kullanılmalıdır. Bu Şekilde Görülür:

<h1>Page Title</h1>

H2-H6 arası başlıklara ise alt başlıklar diyoruz bu başlıkları sayfamızda hiyerarşi oluşturmak için kullanıyoruz.

Hiyerarşi sıralaması ise;

h2 > h3 > h4 > h5 > h6

Şeklinde gitmektedir.

Örnek:

<h1>Kıbrıs Tur Rehberi</h1>

<h2>Mevsimlere Göre Kıbrıs Gezilecek Yerler</h2>

<h3>Kıbrıs’ta Kışın Neler Yapılır?</h3>

<h3>Kıbrıs’ta Yazın Neler Yapılır?</h3>

Örnekte gördüğünüz gibi konunun başlığı <h1> tagı içerisinde belirtilmekte, alt başlıklar iste <h2> başlıkları ile hiyerarşide belirtilmekte ve <h1> başlığından daha spesifik bir başlık belirtmekte, <h3> ise <h2> tagından da daha spesifik bir başlık olarak hiyerarşiyi oluşturmakta.

Kullandığınız başlık etiketleri arama motorlarında sıralamanızı ve sayfa kalitenizi etkileyen en önemli faktörlerden biridir.

Arama motorlarına sayfanıza ve içeriğinize değer verdiğinizi, önemli ve katkı sağlayan bir içerik oluşturmaya çalıştığınızın en önemli sinyallerinden biridir.

İç Linkleme (Internal Links)

Sitenizin Google botları tarafından taranabilmesine en büyük yardımcı etken iç linkleme stratejisidir.

Detaylandırmamız gerekirse, web sitenizde diğer sayfalarınıza link vermeniz durumunda Google’a diğer sayfalarda benim güçlü sayfalarım onlarıda tarayabilirsin sinyali göndermiş oluruz, bu sayede google sayfalarımızı daha verimli indexlemiş olur.

Görsel Optimizasyonu

İnsanlar yazılardan çok görsellere odaklanırlar ve görseller insan beyni için daha uyarıcıdır bu nedenle web sitemizde görsel kullanmak kullanıcı deneyimini artırmaktır.

ama görseller, web sayfalarının yavaşlamasının en büyük nedeni de olabilir.

Bunu çözmenin en iyi yolu, görüntülerinizi sıkıştırmaktır. Görüntü sıkıştırma konusunda herkese uyan tek bir çözüm olmasa da, “web için kaydet”, görüntü boyutlandırma ve Optimizilla veya ImageOptim for Mac (veya Windows alternatifleri) gibi sıkıştırma araçları gibi çeşitli seçenekleri denemek ve en iyi sonucu verenleri değerlendirmek en doğru yoldur.

Görüntülerinizi optimize etmenin (ve sayfa hızınızı artırmanın) bir başka yolu da doğru görüntü formatını seçmektir.

SEO'nun Tarihi

Arama Motoru Optimizasyonundan Önce Arama Motoru Pazarlaması

Arama Motoru Optimizasyonu resmi adı haline gelmeden önce, başka terimler de kullanılıyordu:

  • Arama motoru yerleştirme.
  • Arama motoru konumlandırma.
  • Arama motoru sıralaması.
  • Arama motoru kaydı.
  • Arama motoru gönderimi.
  • Web sitesi tanıtımı.

Ancak en önemli terimden bahsetmeden bu tartışma tamamlanmış sayılmaz…

Search Engine Marketing (Arama Motoru Pazarlaması).

2001 yılı başları en önemli internet yazarları arama motoru optimizasyonunun halefi olarak arama motoru pazarlamasını önerdi.

Tabii ki, bu gerçekleşmedi.

Şimdi dikkat edin; birçok yanlış iddia (örneğin, “SEO öldü”, “yeni SEO”) ve SEO’yu yeniden markalaştırma girişimleri (örneğin, “Arama Deneyimi Optimizasyonu”) göreceksiniz.

SEO terimi mükemmel olmasa da (sonuçta arama motorlarını optimize etmiyoruz, web varlığımızı optimize ediyoruz) 20 yılı aşkın bir süredir sektörümüzün tercih ettiği terim olmaya devam ediyor ve öngörülebilir gelecekte de öyle olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Peki ya yukarıda bahsettiğimiz “Arama Motoru Pazarlaması” ne durumda? diye sorarsanız günümüzde bu iki terim barışçıl bir şekilde varlıklarını sürdürüyorlar.

SEO’nun “Vahşi Batı” Dönemi

Yukarıda belirttiğimiz gibi 1990’ların sonuna doğru arama motoru hacimleri ve ortamı rekabetçi olmaya başlamıştı.

AltaVista, Ask Jeeves, Excite, Infoseek, Lycos ve Yahoo gibi, insan gücüyle çalışan dizinler ve tarayıcı tabanlı listeler dahil olmak üzere, birçok arama motorları arasında seçim yapabilirdiniz.

Yani arama motoru seçeneğiniz gayet boldu.

Bu dönemde SEO yapabileceğiniz tek alan “on-page” dediğimiz sayfa içi yapabileceğiniz optimizasyonlardı.

Bu, faktörlerin optimize edilmesi yetiyordu:

  • İçeriğin iyi ve alakalı olduğundan emin olmak.
  • Yeterli metin olması.
  • HTML etiketlerinin doğru olması.
  • İç bağlantıların ve dış bağlantıların olması.

Bu kadar.

Bu dönemde iyi bir sıralama elde etmek istiyorsanız, tek yapmanız gereken anahtar kelimelerinizi web sayfalarınızda ve meta etiketlerinizde yeterince tekrarlamaktı.

Anahtar kelimeyi 100 kez kullanan bir sayfayı geçmek mi istiyorsunuz? O zaman anahtar kelimeyi 200 kez kullanacaktınız.

Bu arama motorlarına “en faydalı içerik” sinyaline vermeye yeterdi.

Bugün biz bu uygulamaya keyword spam diyoruz.

Rabbit Hole
This website uses cookies to improve your web experience.