Pazarlama’da Yer Nedir (4P)
Pazarlama’da Yer Nedir (4P)
Pazarlama karmasında, bir işletmenin ürünlerini; müşterilerine doğru yerde ve doğru zamanda ulaştırmak için gerçekleştirdiği tüm faaliyetler bütünü, yer kavramını olarak ifade edilir.
Pazarlamada Yer (Place) Kavramı nedir? (4P)
Pazarlama karmasında, bir işletmenin ürünlerini; müşterilerine doğru yerde ve doğru zamanda ulaştırmak için gerçekleştirdiği tüm faaliyetler bütünü, yer kavramını olarak ifade edilir.
Pazarlama karması (4P)’nin ana konularından biri olan bu yer kavramının, en geniş kapsamlı pazarlama kavramlarından biri olduğunu, tanımındaki soyutluktan anlamak zor değildir.
Hatta öyle ki, pazarlama karması (4P)’nin mimarı McCarthy, sanki yer kavramını tanımlamakta o kadar zorlanmış ki “Tüm bunların alayıdır” diyerek konuyu kapatmış gibi hissetmemiz bile mümkündür.
Bu kapsam genişliği lojistik; tedarik, tesis tasarım, dağıtım optimizasyonu gibi çoğu zaman pazarlamacının haddini aşan mühendislik problemlerini de beraberinde getirmektedir.
Doğal olarak yer kavramı, çoğu pazarlamacı için yetkinlik kapsamında; erişilebilirliği düşük olan bir konsept olarak karşımıza çıkar.
Marco Marketing’in bu rehberinde, yer kavramının gerçekten ne ifade ettiğini inceleyeceğiz ki; herhangi bir lojistik uzmanının karşısında kendinizi bilgisiz ve mazlum bulmak zorunda kalmayın.
Dağıtımdan Erişime Geçiş
Pazarlama karmasının ilk kez modellendiği 50’li yıllarda yer kavramı büyük ölçüde dağıtım konseptini ima etmekteydi. Pazarlama camiası, ürünün doğru yerde ve doğru zamanda müşterinin karşısına çıkarılması gerektiğini biliyordu fakat günümüze kıyasla farklı olan bir şey vardı:
Eskiden üretim tesislerimizi, mağazalarımızı, depolarımızı ve dağıtım süreçlerimizi iyi seçerek kapatabildiğimiz yer konusu, günümüzde dijital camiayı ve ürünün kullanıldığı yeri de kapsamaktadır.
Ürününüzün IOS/Android uyumu; UI ve UX tasarımları, tercih ettiğiniz e ticaret platformları, B2B ve B2C platformları gibi kendi uzmanlıklarını gerektiren alanlar, günümüzde yer kavramını iyice doldurmuştur.
Pazarların coğrafik segmentasyonu gibi profilleme konuları da hızla değişen dünyada eskisine göre daha karmaşıklaşmış halde karşımıza çıkmaktadır.
Anlayacağınız: Bugün yer kavramı, sadece ürünün dağıtımı ile ilgilenmez. Günümüzde yer kavramı, ürünün erişilebilirliğini sağlamakla uğraşır.
Ürünün erişilebilirliği hakkında karar vermemiz gereken konular ve yaygın problemler, pazarlamacı tarafından bilinmelidir.
Kanal Paketi Belirleme
Yer kavramı ile boğuşan pazarlamacının vermesi gereken kararlardan biri, kanal karmasını netleştirmektir. Promosyon başlığı altında da incelenebilecek olan bu problem, yer kavramından bağımsız değildir.
4P yazımızda, fiziki dağıtım kanalları seçiminde şu soruların cevaplanması gerektiğinden bahsetmiştik
- Aracılarımız ve ortaklarımız kimler olmalı?
- Nerelere dağıtacağız?
- Hız ve kontrol ikilisinde denge noktamız neresi?
- Hangi erişim düzeyini, hangi maliyetle sağlamak durumundayız?
4P yazımızda yeterince detaya girmediğimiz için dijital kanallardan bahsedelim.
Birincil Dijital Kanallar
Birincil kanallar, doğrudan kontrolümüz altındadırlar. E-ticaretimizi sağladığımız web sitemiz, mobil uygulamamız, e-mail /SMS gibi kanallarımız ve son olarak müşteri portallarımız…
Tüm bu kanallarda bizim borumuz öter. Müşterinin nasıl bir tecrübeye sahip olacağını tamamen biz belirleriz. Bizim için önemli olan, markamızı iyi taşımamız ve satın alma sürecini en az sürtünme ile sağlatabilmemizdir.
Sürtünmesizliğin neden önemli olduğunu daha iyi anlamak için tüketici davranışları yazımıza göz atabilirsiniz
Organik Ve Kazanılmış Kanallar
Kanal bize ait değildir ve kuralları belirleme noktasında kanal sahibinin merhametine kalmışızdır
Fakat bu kanallarda kural kısıtları içerisinde ne yaptığımızı belirleme veya yönlendirme özgürlüğüne büyük ölçüde sahibizdir. Sosyal medya yönetimi; Google vb. arama motorlarında nerede olduğumuz, kazanılmış medya(PR) gibi kanallarımız bu kapsamda incelenirler.
Ana amaç kolay keşfedilebilirliğimizi ve göz önünde olabilirliğimizi sağlamaktır.
Ödemeli Dijital Kanallar
Sosyal medya reklamları, arama motoru reklamları, influencer pazarlama, online mağaza reklamları gibi aklınıza gelebilecek her türlü reklam kanalları, ödemeli dijital kanalları var ederler.
Amacımız, marka bilinirliliği yaratmak olabilse de, genelde erişim kazanmaktır. Ödemeli kanalların avantajı sadece kuvvetli erişim sağlamaları değil, aynı zamanda pazarda nerede olduğumuzu yorumlayabileceğimiz veriyi sağlamalarıdır.
Mesela, pazarlama analitikleri ile yeni bir müşteri edinmek için harcadığımız maliyet (CAC) ve yaşam-boyu-değer (LV) arasındaki oran ile ne kadar sağlıklı büyüme sağladığımızı değerlendirebiliriz.
Ödemeli kanallarımız genelde tüketiciyi birincil kanallarımıza yönlendirir. Hem birincil hem ödemeli hem de organik-kazanılmış kanallarımız arasındaki akışın pürüzsüzlüğü sağlanmalıdır.
Gömülü Dijital Kanallar
Bir başkasının ekosisteminde ürünümüzü sunduğumuz dijital platformlardır. Aklınıza gelebilecek tüm online mağaza platformları bu kapsamda değerlendirilebilir. Teoride bir başkasının yerini kiralamışız gibi düşünebiliriz.
Seçtiğimiz gömülü dijital kanallarda rekabet düzeyi, platformun sağladığı komisyonlar ve ürünümüz veya markamız ile ne kadar uyumlu oldukları göz önünde bulundurulmalıdır.
Çoğunlukla satış yapmak için değil, pazarı delmek ve marka bilinirliği yaratmak için kullandığımız platformlar gibi değerlendirebiliriz.
UX (Kullanıcı Deneyimi)
Hizmet sağlanan veya alışverişin gerçekleştiği mağazalarda, tüketicinin tecrübesi incelikle planlanır. Aynısı dijital platformlarda da geçerlidir. Şu maddelerin tümü UX kapsamında başarımızı ölçmemizde destekçidirler:
- Yüklenme süresi
- Bozuk linkler
- Check out basitliği
- Notifikasyonlar
- Navige edilebilirlik
- Nöropazarlama uyumu
- Estetik
Dijital Kanal Stratejileme
Kanal seçerken aynı zamanda markamızı konumlandırdığımız unutulmamalıdır. Her yerde olmamız çoğu zaman makul değildir. Müşterinin bizi bulmayı beklediği yerlerde olmak isteriz.
Teoride peçete ile aynı görevi görse de, tuvalet kağıdını mutfakta görmek tatsız hissettirecektir.
Seçtiğimiz yer doğruysa, sırada platformun tasarımı ve planlaması vardır. Tasarımı kötü ve yanlış yapılmış platformlar kullanmaktansa hiç kullanmamak daha iyidir çünkü marka imajımızın zedelenmesine değmez.
Bu tasarımları için düşünüp taşındığımız kanallar için, özellikle multi-channel stratejilerde, marka bütünlüğü korunmalıdır. Tüm dijital platformlar aynı hissi vermeli, tek marka algısını korumalıdır.
Multi-channel uyumluluğu için farklı mesaj ve ton değil, farklılaşmış mesaj ve ton uygulanmalıdır. Aradaki ince farkı anlayabilmek önemlidir. Farklı mesaj, farklı kanallarda farklı faydaların anlatılmasıdır ve kabul edilemezdir.
Farklılaşmış mesaj, platforma uygun şekilde aynı mesajda tarz ve formatın değişimidir. Rolex kalite ve statü üzerine kurulu bir markadır ama sosyal medyada bu statüyü yaşam tarzı olarak pazarlaması uygundur.
Son olarak, hız dönüşüm sağlar. Milisaniyeler kararı etkileyebilir. Tüm bunların takibi ve yönetimi için için dijital huniden yararlanırız.
Dijital kanallarımızın bu gibi stratejileme faaliyetlerini planlarken, pazarlama hunisini göz önünde bulundurma zorunluluğumuz söz konusudur.
TOFU (Top Of The Funnel): Müşterinin ürünümüz veya hizmetimiz ile ilk karşılaştığı yerlerdir. Nöropazarlama ilkeleri gereği mesajımızın müşteri tarafından nasıl algılandığı, bağlamdan etkilenir.
Takdir edersiniz ki, yer; önemli bir bağlam taşıyıcısıdır.
Kanallarımız, hangi formatta ürünümüzü sunduğumuz ve ürünümüzün ilgi çekici olma sebepleri ile uyumlu olmalıdır.
Kanal olarak kullandığımız platformun kullanım amacına uygunluk, bu kapsamda ana belirleyicidir. Reddit veya Quora gibi özellikle problem çözme ve soru cevaplamak için kullanılan platformlarda eğlence sektörü pazarlaması yapmak çok da makul değildir. Daha çok gerçek problemleri çözen ürünlerin pazarlanması uygundur.
TOFU’da, kullandığımız platformların tüketici rutini ile uyumlu olmasını da arzularız. Yaşlılara pazarlanan ürün reklamlarının Tiktok’da olmasının ne kadar absürt olduğunu anlamak zor değildir. Malumunuz, yaşlılar günlük rutinleri gereği; genelde tiktok trendlerini takip etmezler.
Kısacası, direnç ile karşılaşmayacağımız yerleri tercih etmemiz gerekir
MOFU (Middle Of Funnel): MOFU’da tüketici, ürünümüzün ve markamızın varlığından haberdardır. Artık hakkımızda bir karar vermek ister. MOFU bağlamında landing sayfaları; ürün sayfaları, rewiev siteleri, vaka analizleri ve indirilebilir kaynaklar söz konusulardır.
Derdimiz artık müşteriyi heyecanlandırmak değildir. Tüketici çoktan lead’e dönüşmüştür. Artık abartılı ve coşkulu tavırları bir kenara koyup doğrudan ikna odaklı olmak isteriz. Yani asıl derdimiz faydamızı kanıtlamaktır.
MOFU kanallarımızı doğru yönetmek için müşteri gibi düşünmemiz uygundur. En aptal alıcının bile ürünü kolaylıkla kavrayabileceği anlatım gerekir. Kanallarımızın broşür gibi değil, cevap sağlayan alanlar gibi hissettirmesini isteriz.
BOFU (Bottom Of Funnel): BOFU’da tüketicinin satın alma kararı gerçekleşmiştir. Bize düşen, tüketiciyi irrite edecek kadar yormadan kararı eyleme dönüştürmektir.
Checkout sayfaları, abone arayüzleri ve sepet gibi kanallar BOFU kanallarıdır.
Bu kanallarda tüketici, sürpriz; yavaşlık, fiyat bulanıklığı ve diğer önemli detayların eksikliği ile karşılaşmak istemez.
Kanallarımız bir şempanzenin bile kolaylıkla alışverişini tamamlayabileceği basitlikte tasarlanmalıdır.
Lojistik Ve Dağıtım Hızı
Teslimat, günümüzde yerin bir uzantısından da öteye geçmiş, müşteri deneyiminin bir parçası haline gelmiştir. Ürün müşteriye zahmetsiz ve zamanında ulaşabilmelidir ve müşteri ürünün nerede olduğunu takip edebilmelidir.
- Mühendisliğin ve lojistiğin konuları olan depo, maliyet, taşıma ve kargo takibi konuları pazarlamada; güven, sadakat ve deneyim olarak yer edinirler.
- Teslimat hızı artık dönüşüm oranı gibi düşünülmelidir zira müşteriye ürün ulaşana kadar satış tamamlanmaz.
- Ürünün nerede olduğunu bilmek müşteriye kontrol hissi sağlar. Bu kontrol marka ile olan güven bağının korunması için standart bir gereklilik halini almıştır.
Dağıtım kanalının optimizasyonu için kullanılan matematiksel modelleme yöntemlerini ve algoritmaları bilmemiz şart değildir. Fakat neticenin bahsettiğimiz güven, deneyim ve sadakat faktörlerini sağlandığından emin olmak isteriz.
Yani lojistik ve hız konularında pazarlamacının rolü, optimizasyonu sağlayan kişi olmak değil, kalite takibini yapan mekanizmalardan biri olmaktır.
Yer Hakkında Bazı Detaylar
Kalan sorunların çoğu şu sorulara vereceğimiz evet veya hayır cevapları ile belirginleşecektir:
Evet: Ürünümüz kaliteli veya kırılgandır. Müşteri kitlemiz hassastır ve hata tolerasyonu
düşüktür. Doğal olarak doğrudan kanallar kullanmak isteriz. Mağazalar bize ait olmalıdır. Müşteri portalları ve/veya e-ticaret sitemiz dışında platformları satış için kullanmayız.
Hayır: Ürünümüz dayanıklı veya uygun fiyatlıdır. Müşterinin hata tolerasyonu nispeten yüksektir. Dağıtıcılar ve ortaklar kullanmamız erişimi yükseltir. Hacim ile kar elde ederiz.
İkisini dengeleyen bir hibrit yöntem çoğunlukla tercih edilen yöntemdir.
Evet: Net bir tarih ve saatte siparişin ulaşması değil, siparişin erken ulaşması avantajlıdır. Gıda ve giyim sektörleri iyi örneklerdir. Hızın önemli olduğu durumlarda, sağlanan tecrübeden çok problem çözümü ile mücadele ederiz. Sektörden sektöre hızlı ve yavaş algısı değişkendir. Benchmarking hız anlamında ayrı bir önem kazanır.
Hayır: Yapılan iş her zaman aynı sonucu almaz. Her müşteriye terzi usulü yaklaşım gerekir. Sonuç hata kabul etmez. Bu durumlarda hizmet veya sipariş hızından çok kalite ve sunulan tecrübenin optimizasyonu gündemimizdedir.
Evet: Fiziksel ürünler genelde önden görülmeli ve müşteri tarafından
değerlendirilmelidirler. Bu noktada ürünlerimizin dağıtımında aracı ve dağıtım partnerleri önem arz etmeye başlar.
Kolay değiştirilebilirlik gerekir. Fiziksel olarak sahada ürünümüzü denetebildiğimiz veya sergileyebildiğimiz dağıtım kanalları önem arz eder. Show-room'lar güzel örneklerdir.
Hayır: Dijital çabalarımız fiziksele göre katlarca kez daha yoğundur. Ürünün kendisi değil faydasını pazarlamak gerekir. Sayısız içerik üretilmeli, multi kanal bir dijital pazarlama hunisi yönetilmelidir. Demolar ve freemium gibi yöntemler değerlendirilmelidir.
Evet: Başkalarının ekosisteminde bir oyuncu olma zorunluluğumuz yoktur. Kendi ekosistemimizi ve topluluklarımızı oluşturmak isteriz. Aracılarla işimiz olmaz.
Bu senaryoda tüm iş süreçlerinin pürüzsüz akışını sağlamak gerekir. Çünkü her şeyde sorumluluk bize aittir. İlk yatırımlar ağır olabilir fakat kendimizden başka kimseyi mutlu etme zorunluluğunda değilizdir. Genelde yüklü yatırımlarımız olduğunda veya lokal bir iş modelimiz olduğunda tercih ederiz.
Hayır: Başkalarının ekosisteminde bir oyuncu olmak durumundayızdır. Genelde daha az maliyet ile süreçlerimizi yürütmemiz mümkündür fakat kuvvetli kurumsal ilişkiler yürütmemiz gerekir.
Sadece dağıtıcılarımız ve perakendelerle değil, affiliate ve referanslarımız ile olan ilişkilerimiz de yönetilmelidir. Bu kuvvetli bir kurumsal diplomatlık talep eder. Her kararı kafamıza göre almamız mümkün değildir.
Karşılığında yüksek erişim potansiyeli elde ederiz. Ürünümüz kalite odaklı ve yüksek kar marjı içeren bir ürün değilse makbuldür.

Permalink
Permalink
Permalink
Permalink